___HAKLARIMIZ___

Çok Değerli Tüketiciler;

Sizler ülke ekonomisine katkılarınızla sağladığınız faydanın farkında olmayabilirsiniz belki ama lütfen aldığınız üründe ayıp olduğunu ve hakkınızın yenildiğini düşünüyorsanız, yasal süreçlere başvurunuz.

Tüketici hakem heyetine zorunlu başvuru sınırı 01.01.2011'dan başlayarak 1.031,87 TL,

Büyükşehir statüsünde bulunan illerde faaliyet gösteren il hakem heyetlerinin uyuşmazlıklara bakmakla görevli ve yetkili olmalarına ilişkin alt parasal sınır 01.01.2011'dan başlayarak 2.693,78 TL'dir.

Üstü rakkamlar için Tüketici Mahkemelerine başvurmanız gerekmektedir. Lütfen haklı olduğunuzu düşünüyorsanız Tüketici Hakem heyetlerine ve Mahkemeye başvurmaktan çekinmeyiniz.

 

Bu sayfanın en altında hakem heyetlerine ve mahkemelere verilecek örnek şikayet dilekçelerini bulabilirsiniz.


 

Ayıplı malda " Satıcı, alıcıyı iğfal etmişse" alıcı ihbar süresi ile bağlı değil:
 4077 sayılı yasa bilindiği gibi, ürün ayıplı çıkarsa ve bu ayıp, açık biçimde elle tutulup gözle görülebiliyorsa, 30 günlük ihbar süresi vardır. Ayıp “Gizli” ise,  “Garanti süresi”  içinde “Malın aynı yerden 2’den fazla, değişik yerlerden 4’den fazla arıza gösterir ve bunlar yetkili servislerce raporlanır” ise garanti süresi içinde; eğer, “Ayıp hile ile gizlenmişse” daha uzun bir süre içerisinde ihbar hakkı var demektir.

          4077 sayılı TKHK’nun 4. Maddesi şu şekildedir:
     “..Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse ayıplı maldan sorumluluk ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak satılan malın ayıbı tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.”

Y
argıtay kararında ne var:
        “KARAR :
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan ( 100.000.000 ) TL. bedel mukabilinde Mercedes 500 SEL tipi bir otomobil satın aldığını, davalı satılan otomobilin 1987 modeli olduğunu beyan ettiği ve bu şekilde fatura düzenlendiği halde otomobilin gerçekte 1986 modeli olduğunun sonradan öğrenildiğini, durumun davalıya bildirilmesine rağmen bir netice alınamadığını ileri sürerek teslim edilen 1986 modeli otomobilin yerine davacıya 1987 modeli aynı tip bir otomobil verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, tacir olan taraflar arasında ticari bir satımın söz konusu olduğunu, davacının TTK.nun 25. maddesinde öngörülen sürede ayıp ihbarında bulunmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını, otomobilin davacı tarafından kullanılarak değer kaybettiğini, davalının bu otomobili 1987 modeli olarak ithal ettiğini ve bütün resmi belgelerde böyle kayıtlı olduğunu savunmuştur.
Davacı vekili, ıslah dilekçesiyle satılıp teslim edilen otomobilin davacıda alıkonulup aynı tip 1987 modeli bir otomobilin fiat farkından dolayı semenin tenzili ile şimdilik ( 25.000.000 ) TL. alacağın yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının 27.11.1986 tarihinde teslim aldığı otomobili TTK.nun 25/b.3 maddesi uyarınca ( 8 ) gün içinde muayene ettirip model düşüldüğünden ileri gelen ayıbı davalı satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu halde yasal süreden çok sonra 6.6.1987 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, kaldı ki TTK.nun 25/b.4 maddesine göre teslimden itibaren ( 6 ) aylık zamanaşımına tabi bulunan davanın 30.11.1987 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda zamanaşımının da dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı-satıcının davacı-alıcıya hitaben düzenlediği 27.11.1986 tarihli faturada satılan otomobilin Mercedes 500 SEL tipi ve 1987 modeli olduğu belirtildiğine ve davacı da bu faturaya itiraz etmediğine göre taraflar arasında 1987 modeli bir otomobilin alım-satımına ilişkin bir sözleşmenin kurulduğu sabittir.
Öğretide ve jurisprüdansta egemen olan görüşe nazaran çeşidiyle belirlenen bir menkulün satımında sözleşenlerin çeşidi belirlemek için sözleşmede öngördükleri vasıflardan biri teslim edilen şeyde bulunmazsa artık ayıplı teslim değil satılandan başka bir şeyin teslimi ( aliud teslimi ) sözkonusu olur ( Prof. Dr. Haluk TANDOĞAN / Borçlar Hukuku Özel Borç ilişkileri, C: U1,4. Bası, 1985, sh: 171 vd.; Dr. Seyfullah EDİS / Satıcının Ayıba Karşı tekeffül Borcu, 1963, sh: 11 vd.; Doç. Dr. Cevdet YAVUZ / Satıcının Satılanın Ayıplarından Sorumluluğu, 1989, sh: 46 vd. ). Nitekim, İsviçre Federal Mahkemesi benzer bir olayda "bir çeşit borcunun ifasında o çeşidi belirleyen her unsurun teslim edilen şeyde mevcut olması gerektiğini, bu unsurlardan biri dahi eksikse o şeyin üzerinde uyuşulan şey değil başka bir şey olduğu" gerekçesiyle satımı sözleşilen 1964 modeli Jaguar otomobili yerine 1963 model Jaguar teslimi halinde bu görüşü doğrulamıştır.
Kaldı ki davacı vekili davalının 1987 modeli diye 1986 model otomobil teslim ettiğini, satış faturasını gerçeğe aykırı olarak düzenlediğini ileri sürdüğüne; bu açıklamalar davalının davacıyı aldattığı vakıasına vücut verdiğine, HUMK.nun 76. maddesi hükmü uyarınca Türk Kanunlarını re'sen uygulamakla yükümlü olan hakim ileri sürülen vakıalara uyan kanun hükümlerini görevinden ötürü bulup tatbik etmekle mükellef bulunduğuna, re'sen tatbiki gereken hükümlerden BK.nun 200. maddesinde alıcıyı aldatan satıcının ayıbın kendisine vaktinde bildirilmediğini ileri sürerek mes'uliyetten kurtulamayacağı ve 207/f.III maddesinde ise alıcıyı aldatan satıcının bir yıllık zamanaşımından yararlanamayacağı belirtildiğine göre uyuşmazlığın ayıba karşı tekeffüll hükümleri çerçevesinde görülmesi halinde dahi davanın zamanında ayıp ihbarında bulunulmaması veya zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle reddi isabetli olamaz.”  T.C.YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 1988/9372 K. 1990/1085 T. 20.2.1990 –Kaynak: Kazancı Hukuk Otomasyon Programı

Çok önemli bir karar:
ALICI AYIP İHBARINDA BULUNMAMIŞ, SAVSAMIŞ;
ANCAK, SATICI, SATILANIN AYIBINDAN DOĞAN NOKSANLARI GİDERMEKLE YÜKÜMLÜ OLDUĞUNDAN UĞRADIĞI ZARARIN TAZMİNİNİ BU DAVA İLE İSTEMİŞTİR…. “Açık ayıplar” için, ihbar edilmediğinden, davanın reddine, “Gizli ayıplar” için “Eksik ve kusurlu imalattan” SAPTANACAK BEDELE HÜKMETMEK GEREĞİ VAR..


İadeli taahhütlü mektup ya da noter
ihtarı olmayan, tamir için başvuru yoluyla yapılmış
olan ayıp bildirimine örnek karar:

“KARAR : 1 - Davacı vekili, davacıya satılan otonun ayıplı olduğunu, durumun satıcı vekiline bildirildiğini ileri sürerek ayıp tazminatı olarak birleştirilen davalarla toplam 76.493.55 liranın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, iddianın doğru olmadığını, davacının otoyu olduğu gibi satın alındığını, ayıp bildirimin zamanında yapılmadığını savunmuş ve davanın reddini dilemiştir. Yerel mahkemece ayıp bildiriminin zamanında yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2 - Yanlar arasında, dava konusunda geçen aracın satımı yönünden bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi 5.7.1977 gününü taşıyan satım sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Davada öncelikle çözümü gereken sorun, ayıp bildiriminin zamanında yapılıp yapılmadığının belirlenmesine ilişkindir. Gerçekte de, satım konusu aracın ayıplı olduğu bilirkişi incelemesi ve raporu ile apaçık ortaya çıkmıştır. BK. m. 198/I uyarınca işlerin olağan gidişine göre satılanın durumunun incelenebilmesi için gerekli zaman parçası gözden geçirme süresi diye kabul edilmek gerekir. Bu süre ise satılanın mahiyetine, ilgili ticaret dalına ve ayıpların cinsine göre değişik olabilir. Ne var ki, gözden geçirme süresinin başlangıcı malın teslim alındığı andır. Öte yandan, ayıp bildirimin çabucak, gecikmeksizin yapılması ( BK. m. 198 ) gerekmekle birlikte çabucak deyiminden amaç, usule uygun gözden geçirme ( muayene ) için gerekli zamanın bitim anıdır.
3 - Mahkemece yapılan soruşturmaya, dosyadaki yazılarla belgelere, toplanan kanıtlara, değerlendirilen tanık sözlerine göre, satış sözleşmesinin 5.07.1977 gününü taşımakla birlikte, araçla, 5.7.1977 gününde deneme gezisine çıkıldığı, yolda kaldığı, sonra tamirci ustası H.K.`nin tamirhanesine çekildiği, orada gözden geçirildiği, birçok ayıpların ortaya çıktığı ve bu ayıpların zamanında bildirildiği gerçekleşmiştir. Yerel mahkemenin kararında da aynen "... şahit beyanlarından da anlaşılabileceği üzere sözleşmenin tanzim edildiği tarihte arabanın stop ettiği ve bir daha çalışmadığı sabittir. Toplanan tüm delillerden anlaşılacağı üzere davacının davalı tarafa arabasının tamiri için gerekli işlemleri yapmaları hususunda müracaatta bulunduğu ve telefonlar ettiği sabittir" yolundaki açıklama ve kabul de bu göreceği doğrulamakta ve desteklemektedir. Öyleyse, davacının aracın durması üzerine davalı yana başvurması, aracın tamirhaneye çekilip gözden geçirilmesi, birçok ayıpların görülmesi, davacının bunların giderilmesi için birçok kez başvurup telefon etmesi, üstelik telgraf çekmesi, davacının BK. m. 198 buyruğuna uygun olarak "muayene ve ihbar mükellefiyetinin" yerine getirdiğinin çok belirgin kanıtıdır. Yerel mahkemenin saptamasiyle çelişerek BK. m. 198`e uygun bir başvuruda bulunulduğuna ilişkin herhangi bir kanıt olmadığını belirtmesi ve davayı bu yönden reddetmesi, dayanaktan yoksundur. Somut olayın akışı tüm kanıtlar davacının gözden geçirme ve bildirme yükünü yerine getirdiğini, ortaya koyduğu işin burada alıcı davacının seçimlik haklarının ne olduğunun saptanmasında yarar vardır.
4 - Bozukluklara ( ayıba ) karşı sağlama koşullarının gerçekleşmesi ve yasaca öngörülen yüklerin yerine getirilmiş olması durumunda alıcıya BK. m. 202 ve 203 ile seçimlik haklar tanınmıştır. Şöyle ki; alıcı dilerse sözleşmeden dönebilir, dilerse satımı paranın indirilmesini isteyebilir ( BK. m. 202 ). Bu seçimlik hakların dışında ise, sözleşmede tersi kararlaştırılmadıkça, alıcıya başka bir olanak tanınmış değildir. Somut olayda alıcı davacının satım parasından indirime ilişkin seçimlik hakkını yeğlediğinin kabulü gerekir. Öyle ki, davada "ayıp tazminatının" ödetilmesi istemindeki amacın böyle değerlendirilmesi, dava olgularını hukuksal açıdan nitelemek ve uygulanacak yasa hükmünü bulmak yolundaki hakimin doğrudan ( re`sen görevinin bir gereğidir. O nedenle, satım parasının indirilmesi olarak uyuşmazlık çözüme bağlanmalıdır. Şu var ki yasada satım parasının indirilmesine uygulanacak bir ölçüye yer verilmiş değildir. Öyleyse, değer eksikliğinin hesaplanması için bir yöntem bulmak gerekir. Öğretide bu konudaki baskın görüş ( Oser/Schönenberger, İsviçre Borçlar Kanunu Şerhi, Akdin Muhtelif Nevileri, Fasikül I, Çeviren: Prof. Fikret Arık, Yıl: 1966, sh. 116/117; Prof. Dr. F. Necmettin Feyzioğlu, Borçlar Hukuku Akdin Muhtelif Nevileri, C. 1, Yıl: 1970, sh. 218; Prof. DR. Kenan Tunçomağ, Borçlar Hukuku, C. II, Özel Borç İlişkileri, Yıl: 1974, sh. 119; Prof. DR. Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C. 1, Yıl: 1974, sh. 140; Prof. DR. Selim Kaneti, Özel Borç İlişkileri Yıl: 1969, sh. 61, Teksir ) değer eksikliğinin orantılı bir hesap tarzına göre belirleneceğine ilişkindir ki bu yöntem, "nisbi metod" olarak adlandırılmaktadır ( Feyzioğlu, age, sh. 218, Tünçomağ, age. sh. 119, Tandoğan, age. sh. 140; Prof. Dr. Necip Bilge, Borçlar Hukuku, Özel Borç Münasebetleri, yıl: 1971, sh. 86 ).
Öyleyse, bu yöntem uyarınca, satım sözleşmesinin kurulması anında nesnenin ( şeyin ) ayıpsız olarak ya da vaad edilen niteliklerle birlikte taşıyacağı değer ile gerçekte bulunduğu ( bozuk ) durumda taşıdığı değer arasındaki orana göre, satım parasının indirilmesi gerekir. Satım parasının indirimini hesabı şu formülle anlatılabilir ( Bkz., Kaneti, age. sh. 61 ):
ad = Satılanın ayıpsız objektif değeri.
gd = Satılanın ayıplı objektif değeri.
sp = Satım parası.
X = İndirim sonunda satım parasının ineceği miktar.
i = İndirim tutarı.
ad sp gd . sp gd . sp
__ = __ X = _______ i = sp - Xi = sp - ________
gd X ad ad
Örneğin, satılanın ayıpsız objektif değeri 2400, ayıplı objektif değeri 1600 ve satım parası da 1200 olsa; ödenecek miktar 2400 1.200 1200 x 1600
____ = _____ ___________ =
1600 X 2400 800 TL. dir. İşte alıcının satıcıya ödeyeceği miktar, 800 liradır. Satım parasından indirilecek tutarı bulmak için de satım parasından 1200`den bunun 800`ün çıkarılması gerekir, ki sonuç 400 lira olur. Formüle başvurursak:
1600x1200 ( i = 1200 - _________ ) ki indirilecek tutar olarak 400 lira bulunur.
2400
Yargıtay`ın kökleşmiş inaçları ile de yukarıda anılan ( nisbi metod ) benimsenmiş bulunmaktadır. ( Örneğin, 3. HD. 29.11.1966 Ta. 7843 E. 7506 K; 9.10.1962 Ta 7285 E., 7573 K; 9.2.1961 Ta. 131 E. 1926 K. ).
Bu duruma göre, yukarıda verilen bilgilerin ışığı altında somut ( dava konusu ) olayda "nisbi metod" uyarınca, satım parasından indirilmesi gereken tutarı belirlemek üzere uzman bilirkişi ya da bilirkişi kuruluna başvurulmalı ve gerekçeli rapor alınmalı ve böylece saptanacak bu tutar, istemle bağlı kalınarak davacı yararına ödetilmelidir.
5 - Yerel mahkemece, tüm bu yönlerin kaçırılması usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.” T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 1980/5071 K. 1980/5769 T. 10.11.1980 -Kaynak: Kazancı Hukuk Otomasyon Programı

 


Tüketici: Ayıbı hiç bir şekilde “ihbar etmemiş”.
Ayıbı da tespit ettirmemiş. Servis raporu da yok. Aleyhte karar.


KARAR : Davacı, davalıdan satın aldığı aracın boyasının çıktığını öne sürerek, gizli ayıplı bu aracın yenisiyle değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı davalıdan 28.8.2000 tarihinde satın aldığı aracın, gizli ayıplı olduğunu belirterek, iş bu davayı açmıştır. Davalı ise, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, istemiştir. Davacı, dava dilekçesinde 23.1.2003 tarihinde Tüketici Hakem Heyetine müracaat ettiğini belirtmiş, olup, davacı ile davalı arasındaki yazışmaların tümü 2003 yılındadır. Davacının, 2003 yılından önce ayıbı davalı satıcıya bildirdiğine ilişkin, her hangi bir delil dosyada yoktur. Oysa davacı 30.9.2003 tarihli dilekçesinde, aracı aldığı ilk hafta ayıbın ortaya çıktığını belirtmiştir. 4077 sayılı kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre alıcı malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü ise de gizli ayıbın ne kadar sürede ihbar edileceğine dair yasada bir hüküm yoktur. Öyle olunca TKHK.nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanacaktır. Gizli ayıpların hangi sürede satıcıya ihbar edileceğine dair, TKHK’da bir hüküm bulunmadığına göre, BK.nun bu konudaki 198/son maddesi hükmü uygulanacaktır. BK.nun 198/son maddesi gereğince "Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa, derhal satıcıya ihbar edilmelidir. Aksi takdirde satılan, bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur." Şu halde davacı, BK.198/son maddesinde belirtildiği şekilde, gizli ayıbı derhal satıcıya ihbar etmemiştir. Dolayısıyla satılanı, bu ayıp ile beraber kabul etmiş sayılır. Mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılmaması nedeniyle, davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2005/5982 K. 2005/10357 T. 20.6.2005 -Kaynak: Kazancı Hukuk Otomasyon Programı


BORÇLAR KANUNU:

. Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesindeki müruruzaman müddeti tüccarlar arasındaki ticari satışlarda altı aydır. Şu kadar ki; bu müddet azaltılabilir.

MADDE 198 - Müşteri kabz ettiği mebiin halini örf ve âdete göre imkân hasıl olur olmaz muayene etmek borcu ile mükellef olup mebi de bayiin tekeffül altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu derhal bayie ihbar etmesi lâzım gelir.
Bunu ihmal ettiği halde mebii kabul etmiş sayılır. Meğerki mebide âdi bir muayene ile meydana çıkarılamıyacak bir ayıp bulunsun.

Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa derhal bayie ihbar edilmelidir. Aksi takdirde, mebi bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur.”

200.maddesinde de şu görüşlere yer verilmiştir: Müşteriyi iğfal etmiş olan bayi, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek mesuliyetten kurtulamaz .
                 Kaynak: Kazancı Hukuk Otomasyon Programı


Gerçek Ayıp Bu değilmidir?                 
 
       Aracı satarken broşürlerinde şu yazıyor: "Bu şanzıman sistemi sayesinde Auris'inizi ister kolay vites değiştirmenizi sağlayan otomatik modda, ister manuel modda kullanabiliyorsunuz. Bunun için tek yapmanız gereken direksiyondan kumanda edilen vitesi kullanmanız. Aynı Formula araçlarında olduğu gibi !"
 
       Peki ben aracı istediğim gibi kullanabileceksem neden sonradan bana mmt kullanma kılavuzu veriliyor? (Resim ve Video  galerisi menüsünden aracı sattıktan 2 sene sonra verdikleri kullanma kılavuzuna ulaşabilirsiniz.) Elfreni kullanmak nereden çıktı? Bu konuya değinmişler mi satış broşüründe?  Bir de bu yetmiyormuş gibi kullanma kılavuzunda bu bilgiler yazıyor deniyor. Kullanma kılavuzunun hiç bir sayfasında bu durumdan bahsedilmiyor. Ayrıca aracı satın almadan önce size, alın bu kullanma kılavuzu, önce okuyun, sonra aracı beğenirseniz alın deniyor mu? Kaldıki aracı bu kullanma kılavuzuna uygun dahi kullansanız yolda kalıyorsunuz. Değil elfreni ile yokuş yukarı kullanmak,  düz yolda dahi en fazla 30 dakika kullansanız aracın içine koku yayılıyor. Uyarı sinyalleri bas bas bağırıyor! Trafik açıldığında araç 2 nci vitese geçmiyor. Kenara çekip bekliyorsunuz ki baskı balata soğusunda evinize yada işinize gidebilesiniz! Teknik servisin olumsuz rapor vermemesi, sorunun açıkca belirgin olmaması sebebi ile kaderimize razı olduk. Demek bu böyleymiş deyip sesimizi çıkarmadık. Meğerse yasalarda bu şekilde gizli ayıplı ürünlerin ihbar süresi yokmuş. Öyleyse hakkımızı aramalıyız. Kimsenin kimseyi kandırmaya hakkı yoktur.
 
       MMT şanzımanlı araç bu şekilde kullanılır diyerek lanse edilse kimse alırmıydı? Biz alırmıydık? Siz alırmıydınız? Peki üretici firma personeli ve mühendisleri alırmıydı? Arabaya göre evimizi mi değiştireceğiz? Yokuş yamacında ve yoğun trafik olan bölgelerden taşınmamız mı gerekiyor? Bu konuya daha ne kadar sessiz kalınacak?
 
        İKİNCİ EL SATIN ALINAN ARAÇLARDA YASAL HAKLARA SAHİPTİR
       Otomobilin garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmayıp, satın alan tüketicinin de garanti kapsamından yararlanma olanağı vardır.
       Garanti belgesinin verilmesi zorunluluğu kapsamında, yasa, satıcıyı/ayıba karşı sorumlu tutulanları, garanti süresi içinde malın malzeme, işçilik, montaj hataları nedeniyle arızalanması halinde ücretsiz onarım yapmakla yükümlü tutmakta, sık sık arızalanma sonucu maldan yararlanamama süreklilik gösterirse tüketicinin değiştirme talep edebileceğini ve bu talebin muhataplarınca reddedilemeyeceğini belirtmektedir.
Bu koşullar altında, değiştirme talebine karşı satıcı yanında bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı da müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır ( TKHK.m.13/f.3 ).
       Bu bağlamda; olayın açıklanan gelişimi ve deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup, bunun hile ile gizlenmiş gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur.
Zira, Davalı üretici ve ithalatçı firmalar onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmaktadır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve sorunun çözümünden uzak biçimde parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mal edilmesi düşünülemez.
 
ÖRNEK ŞİKAYET DİLEKÇELERİ:
 

 

T.C.   ---------  KAYMAKAMLIĞI

TÜKETİCİ SORUNLARI İLÇE HAKEM HEYETİ’ NE

                                                                                                            İLÇENİZ

 

 

 

 

İhtar Eden      : İsim Soyisim

Adres               : Evinizin adresi

 

 

 

Muhatap         : Faturada yazan firma ünvanı.

Adres               : Aldığınız ürünün faturasında yazan adres

 

 

 

 

Konu                : Ayıplı ------ satışı nedeniyle mağduriyetimin giderilmesi talebidir.

İzah                  : İlgili Firma İç ve Dış Tic. Paz. Ltd. şirketinin satışını yapmış olduğu --------- marka kaz tüyü montu 13.03.2010 tarihinde belirtilen adresteki mağazasından 674.50 TL karşılığında satın aldım vs….

Şikayetinizin ayrıntıları

 

 

 

.  Misli ile değişimi ve/veya para iadesi için gerekli yasal işlemleri başlatmanızı saygılarımla arz ederim.

 

 

 

 

 

Ekli Belgeler: Fatura ve ürünün                                                                             08.04.2010
                       problem tespiti için firma tarafından                                           İsim Soyisim

                          alındığını belirten belgelerin fotokopisi